Türk ve Batı Müziği Tartışması

TÜRK MÜZİĞİ VE BATI MÜZİK KARMAŞASI Türk Müziği ve Batı müziği yıllardır belki de yüz yıllardır insanların kafalarını karıştırmakta, ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Bunun tek nedeni bilgi eksikliğidir. Batı Müziği ile uğraşan, az yada çok müzik bilgisi olan Türk Müziği uygulamalarında şaşırıyor. Sistem hakkında bilgisi olmadığından haliyle yadırgıyor.”Evrensel müzikte böyle değil, siz yeni icat mı çıkarıyorsunuz” Bu yanlış şu yanlış…Aslında yanlış değil. Teori olarak Evrensel müzik ile aynı.Sistemi incelemediği, sistem hakkında bilgisi eksik olduğu için tartışmalar, küçümsemeler… Diğer taraftan Türk Müziği eğitimi almış olan yada yarım yamalak uğraşan, Batı Müzik bilgisi eksik olduğu için aynı tartışmalar bunlarda da devam ediyor. Bir de Türk Halk müziği sistemi var. Onlarda da durum aynı. Ufak tefek isim ve uygulama farklılıkları kafaları karıştırıyor.Bir türlü işin içinden çıkamıyorlar. NEDEN, MÜZİK BİLGİSİ EKSİKLİĞİNDEN.Halbuki hepsinde de kurallar, kanunlar, teoriler ve genel sistem aynı.Ufak tefek isim ve uygulama değişiklikleri insanların kafasını karıştırıyor. Müzik:Kuralları, kanunları ve teorileriyle evrenseldir. Müzik başlı başına bir ilimdir.İlim olduğu kadar da sanattır. Müzik kuralları,teorileri dünyanın her yerinde.”HER TÜR MÜZİK VE MÜZİK SİSTEMİNDE AYNIDIR” Değişmez. Kimsede bunu değiştiremez.Çünkü bu kurallar, tabiatta fizik kanunlarıyla “YARATAN” tarafından konulmuştur.Kul yapısı değildir. Üç-beş kural, 20-30 şarkı bilmekle; hatta müzik aleti çalmakla da müzik bilinmez.Müzik aleti çalmak başka, müziği bilmek başka şeydir. Adam gitar çalıyor, akor basıyor. Bastığın akorun seslerini söyle diyorun.”O ne demek” diyor. Ben, “gitarı makamla çalıyorum”dediğim zaman şaşırıyor.”Gitarda makam olur mu”diyor. Olmaz mı: LA minör dizisi sesleri, Buselik makamı dizisi sesleriyle aynıdır. Rast makamı dizisi: SOL-LA-Sİ-DO-RE-Mİ-#FA-SOL . SOL majör dizisi ile aynıdır.Sadece isimleri değişik. Biri majör-minör,diğeri makam der. Adam kendi müziğini bilmiyor. Türk müziğini anlayamaz ki. Anlamak için, eğitim almak, ihtisas yapmak lazım. Ondan sonra karşıma geçip” Siz müziği bilmiyorsunuz,yanlış uyguluyorsunuz ” der.Müziği bilmeyen ortada, aç gözünü gör. TRANSPOZE YERİNE GİTARA KELEPÇE TAKAN BATI MÜZİKÇİLER Batılılar transpoze işini bazı işaretlerle çözmüşler, siz neden işin kolayına (pratiğine) kaçıyorsunuz diyenlere.Derneklerde notayı LA okuyup Mİ çalanları küçümseyenlere” Batı Müziğinde böyle değil, siz yanlış yapıyorsunuz” diyenlere cevap. Yeri gelince Batı Müzikçiler de işin kolayın kaçmak zorunda kalıyorlar.İsmini yazmayayım.Ünlü bir sanatçı sahnede gitar çalıp şarkı söylüyor. Çalarken ses tonuna göre transpozeli çalmak yerine işin kolayına kaçıp, gitarın perdesine kelepçe denilen bir alet takıyor. Öyle çalıp söylüyor. Kelepçe nedir onu anlatayım: Gitarın boş telleri aşağıdan yukarıya Mİ-Sİ-SOL-RE-LA-Mİ . Bu düzene göre diyelim ki sanatçı şarkıları alttan üçüncü tel SOL kararlı çalmaya alışmış. Ama ses tonu LA dır. LA kararlı çalıp söylemesi lazımdır. LA düzenine çalışmadığı için, gitarın 3 üncü tel, “2 nci LA perdesine” kelepçe denilen aleti takıyor. Bu durumda alttan 3 üncü tel 2 nci perdeyi LA yerine SOL kabul edip, gitarı alıştığı düzende çalıp söylüyor. Bu şekilde transpoze olayı kolaylaşmış oluyor. Org’ çuların işi daha kolay. Yeni çıkan org’larda ortaya bir transpoze düğmesi koymuşlar hangi ses tonunda çalmak istiyorsan o harfe ayarlıyorsun. Sonra bütün tonları RE kararlı çalıyorsun. Batılılar bu şekilde işin kolayına kaçınca kimsenin sesi çıkmıyor. Türk Müziği’ciler işin kolayına kaçınca bilgisizlikle suçlanıyor, küçümseniyorlar. Allah bile Kur’anda “Allah size kolaylık ister” diye buyururken; insanlar neden her şeyi zora koşarlar?..Dini zorlaştırırsan insanlar dinden soğur, uzaklaşır. Müziği zorlaştırırsan insanlar müzikten soğur, uzaklaşır. Herkese kolaylıklar dilerim… TÜRK HALK MÜZİĞİ SES DÜZENİ Bağlamanın alt LA telini Batı Müziğinin DO sesine yani 1,5 ses tiz çekiyoruz.O sesi LA olarak adlandırıyoruz.Diyeceksiniz ki neden? Ben halk müziği hocası olmadığım için kendime göre açıklamaya çalışayım.Yorumlara cevap verirken de anlattığım gibi burada önemli olan insan ses tonuna uygunluktur.Türküyü ya RE kararlı yada LA kararlı çalarlar.Türküler çıkışlı olmadığı için yani bir oktavın dışına çıkmadığı için 1,5 ses tiz akord etmezsek okuyucuya pes geldiği gibi,türkünün lezzetini de bozar.Bir de Halk müziğinde uzun hava,gazel,barak havası gibi formatlar vardır.Bunlar birkaç ses tizden çalınıp söylenmezse lezzetli olmaz.Bu nedenlerle bağlamayı alt tel LA kararlı olacak şekilde perde düzenine göre düzenlemişler.Bağlamada transpoze olayı pek yapılmaz.Genellikle her sanatçının ses tonuna göre akort çekilir.Çok usta müzisyenler transpoze olayını başarıyla uygularlar.Şimdi akord yaparken LA sesini Batının DO suna ayarlayıp LA ya DO desek ne olur? “Bağlamanın perde düzeni bozulur” Perdeleri söküp,DO sesine(DO gam dizisine) göre yeniden düzenlemek gerekir.Önceki LA gamına göre perde dizilişi:LA(tam ses)Sİ(yarım ses)DO(tam ses)RE(tam ses)Mİ(yarım ses)FA(tam ses)SOL(tam ses)LA diye devam eder…Perdeleri DO gamına göre dizersek:DO(tam ses)RE(tam ses)Mİ(yarım ses)FA(tam ses)SOL(tam ses)LA(tam ses)Sİ(yarım ses)DO…olur.Bu bir şey değil.Batı Müziğinde bir tam sesli perdeyi ikiye bölüp,diyez ve bemol yapmışlar.Halk müziğinde,Türk Müziği gibi makam sistemi olduğu için koma sesler yani tam seslerde iki diyez iki bemol düzeni var.Perde düzenlerken bunlarıda ayrıca düzenlemek lazım.Yani DO sesine LA dememek için bu eziyete bu güzelim düzeni bozmaya değer mi?Hadi saz(bağlama); ud,keman gibi perdesiz olsa parmak kaydırarak ayarlarsın da,perde düzenini bozmak zor.Bağlamanın bir de kısa saplısı(çöğür) var.Onun alt teline de RE diyoruz.Neden? Kısacası en uygun düzen o şekilde tertiplenmiş te ondan.Çünkü kısa sapta avuç sabit,parmakları hiç kaydırmadan birinci pozisyonda LA kararlı çalma özelliği var.Batı Müzikçilerin hatırı için bu düzenide mi bozmamız lazım.Evrensel Müzik düzenine saplanıp,kendi kültür,gelenek ve ruh yapımıza göre düzenler üretme hakkımız yok mu?Kadınlı erkekli koro çalışmalarında bağlamanın LA teli Batının Sİ bemol sesine akordlanır.Bu Türk Müziğinin dört ses koro sesine eşit olur.Bu transpoze dir. Batıda olmayan ritimler bizde vardır.Oryantal, 9/8′lik,düyek 8/8′lik,Türk aksağı 5/8′lik gibi ritimleri üretmişiz.Ben Batı’nın tumbasına rumbasına şartlanmaya mecbur muyum? Evrensel Müzik kurallarına bağlı kalarak yeni ekoller,düzenler gibi zenginlikler üretmeye hakkım yok mu?Türk ve Halk Müziğinde hiç bir kural Evrensel Müziğe aykırı değildir.Bu düzenler kafadan uydurulmuş ta değillerdir.Her şey matematikseldir, hesaplıdır, ölçülüdür.

SAYIN KURTUL KAVLAK’IN YAZISINI ÇOK FAYDALI BULDUĞUM İÇİN YAZIMA EKLİYOR, ÇALIŞMASINDAN DOLAYI ELİNE EMEĞİNE SAĞLIK DİYORUM.
Kurtul Kavlak der ki:
Türk Sanat Müziğinde göçürmelere daha da açıklık getirmek üzere hazırladığım bilgiyi aşağıda sunmaktayım. Saygı ve sevgilerimle. Değerli Arkadaşlar Daha önce yolladığım yorumda, yazının formatı buraya kopyalanınca tamamen değişmiştir. Yanlışlığı önlemek bakımından yorumumun formatını değiştirerek takrar yolluyorum. Umnarım bu defa doğru olur. Saygı ve sevgiler TÜRK SANAT MÜZİĞİNDE GÖÇÜRMELER: Batı Müziğinde Her enstrüman gurubu veya insan sesi için ayrı tonlarda ve ayrı anahtarlarla (Sol, Fa ve Do anahtarları gibi) nota yazılabildiği halde Türk Sanat müziğinde nota tek tip olarak Sol anahtarı ile yazılmaktadır. Bu yazılımda perdelerin (Notaların) frekansları batı müziği frekanslarıyla aynıdır. TSM de bu şekilde yazılmış nota ile her tür insan sesine göre icra yapmak gerekir. Bu icralar ezgiyi ayrı perdelere göçürme şeklinde yapılır. Aksi takdirde enstrümanı her solistin sesine göre yeniden akort etmek gerekir ki bu pratik bir yöntem değildir. TSM sazlarının akordu Batı müziği esaslarına göre düzenlenmiş olan notada görülen frekansların aynidir. Osmanlı’da, doğaldır ki ilk ses sanatçıları hep erkekti. Ayrıca mikrofon da bulunmadığı için sanatçılar seslerini yükseltmek zorunda idiler. Bunu sağlamak için de genelde tize çıkarak icra yapmaları gerekmekte idi. Dolayısıyla erkeklerin Batı müziğindeki Sol anahtarıyla yazılmış notanın ayni frekansla yani çok pes seslerle icra yapmaları çok zordu. Bu nedenlerden dolayı, TSM de, Batı müziğindeki frekanslardan daha tiz olmak üzere icra yapmak gerekmekteydi. Bunun için “Yerinden” adı verilen bir göçürme uygulanmaktaydı. Bu göçürmede notadaki Do yerine La basılmakta, yani notada görülenin 5 nota tizi icra edilmekteydi. Böylece tiz erkek seslerine uygun ahenk elde edilmişti. Ancak daha sonra kadın ses sanatçıları da devreye girince, kadınlar bu tiz ahenkle okumakta zorluk çektiler. Erkek sesleri ile kadın seslerinin birlikteliğini sağlamak bakımından ortayı bulmak üzere pes ahenklere göçürmeler yapmak gerekmiştir. Bu göçürmelerle kadınlar ve erkekleri birlikte ve ayrı ayrı rahat icra yapabilmeleri sağlanmıştır. Çoğu yerde Türk Sanat Müziğinde yukarıda açıklanan göçürmeyi sanatçının kendi kafasından yaptığı veya çalınacak sese göre sazın akort edilmesi gerektiği yazılmakta ve söylenmektedir. Ve genelde çoğu yayınlarda göçürme “Yerinden” ahenginden başlayarak açıklanmaktadır. Ancak konunun burada Batı müziği nota frekanslarından başlamak üzere açıklanmasından sonra Yerinden’den başlayarak detaylandırmak daha uygun olacaktır. TSM de 24 ayrı göçürme ahengi vardır. Bu ahenklerin her birinin karşılığı olan belli ölçüler ve ses ahengi içeren bir Ney vardır. Ancak: Yaygın olarak kullanılan Göçürmeler aşağıda Ney karşılıkları ile birlikte verilmiştir. (Tizden pese doğru) Yerinden, (Bolahenk Neyi karşılığı) (Batı müziği nota frekansından 5 nota tiz) Bir Ses, (Sipürde Neyi karşılığı) Batı müziği nota frekansından 4 nota tiz) Dört Ses, (Kız neyi karşılığı) (Batı müziği nota frekansından 1 nota tiz) Beş Ses, (Mansur Neyi Karşılığı) (Batı müziği nota frekansının aynısı) Görülmektedir ki Osmanlı döneminde, mikrofonsuz erkek sesine uyabilmek için Batı müziğindeki Do, 5 nota daha Tiz olmak üzere La olarak icra edilmiştir. Buna da “Yerinden” adı verilmiştir. Daha sonra TSM de Göçürmeler Yerinden’e göre adlandırılmıştır. Bu göçürmeler, “Yerinden” ahengi esas alınarak kısaca aşağıdaki gibidir. Yerinden : Batı müziği frekanslarından 5 nota tiz. Bir Ses ; Yerinden’den 1 nota Pes (Batı müziği frekanslarından 4 nota tiz) Dört Ses; Yerinden’den 4 nota P

BUMİN İSİMLİ YORUMCUNUN YAZISINI ÇOK FAYDALI BULDUĞUM İÇİN YAZIMA EKLİYORUM. KENDİSİNE TEŞEKKÜRLER…

Not: Kendisi Avustralya’da büyüdüğü için aksanı biraz farklı idi. Ben bazı harfleri Türkçeye çevirebildiğim kadarını çevirdim. Eksiklikleri hoş görün…

Verdiğiniz detaylı bilgi için teşekkür ederim. Ben Avustralya’da büyümüş bir Çeşitli müzik aletlerinde Türk ve Batı müzikleri icra ederim, Sanatçıyım, sanatçı olmam neden, bunlar bir sanat dalıdır, kendi müziklerimi, şarkı türkülerimi de yazarım. Hem batı Müziği’nde yabancı öğretmenlerden, hemde Türk musikisinde Türk öğretmenlerden öğrendim. Konservatuvar mezunuyum, orası fark etmez. Bilen bilir. Bu kadar karşı çıkış ve farkı görüşleri kendi hayatımda uyguluyorum yer yer, istisnalar Kaideyi bozmuyor benim için. Başka şeyler denemek her zaman yeni şeyler öğrenmemize yol açıyor ve bunu çoğu müzisyenler yapıyor. Verilen bilgi gayet aydınlatıcı, kafa karışıklığı neden?, anlamadım. Tamam bazen batı Müziği’nden Türk Müziği’ne geçerken, ben nerdeydim deyip yeniden konsantre yapıyorum, bir anlık mesele. ESKİDEN BİR FRANSIZ KRALİYETİNİN KOYDUĞU BIR SİSTEM VARDI, SESİN NERESİNDEN BAŞLARSAN BAŞLA, ORASI DO, BUNU BIRAKTILAR TABİİ, KRAL İÇİN DO, İCRACILAR İÇİN DEĞİL. ESKİ ÇİN’DE HER SENE LA SESİNİN FREKANSINI YA Mİ LA SESİNİ İMPARATOR BELİRLERDİ, DÜPEDÜZ HANGİ SES HOŞUNA GİDİYORSA O LA OLUYORDU, İCRACILAR İÇİN DEĞİLDİ, ZORLUK ÇIKARTIYOR BİR KİŞİNİN KEYFİ. ŞU ELEKTRONİK AKORT ALETİNİ TÜRKLER İCAT EDİP SESLERİ TÜRKİYE YE GÖRE DÜZENLESELERDİ, ŞİMDİ ALETLERİN TINLATTIĞI SES O SES OLARAK GÖSTERİRDİ, NEREDEN BİLİYORSUNUZ AKORT ALETİNDE LA OLARAK GÖSTERİLEN FREKANS VE SESİN LA OLDUĞUNU. FARZ EDİN ONU PROGRAMLAYIP DO YAPSAM LA DO OLURDU YOKSA DO LA MI FALAN KAFA KARIŞIYOR DEĞİL Mİ. Koma sesler gayet zorluk batı enstrümanlarında, başka ayarlar deniyoruz, komaları mikro sesleri yakalıya bilmek için. Ney icra ettiğimde sorun olmuyor, batı klarnetinde başka yerlerden Türk müziği icra ediyorum, zaten batı klarneti batıda bile, Sİ bemol dendiğinde alette o Sİ bemoli değil ama öyleymiş gibi diyorlar, orada kafaları çalışıyor, çoğunuzda karışıyor. Alete göre, batı orkestra klarneti Sİ bemol Do sesini Do sesi gösterir, bunun için enstrümanın adı göçürüm/ tıranspoze enstrümanı oluyor sabit az bir ses ayarı alanı olduğu halde, çeşitli kavallarda fulütlerde böyle batı Müziği’nde bile. Tamamen eski sesleri bırakmış değiller, benim yabancı arkadaşım rahmetlik oldu KİM SANDERS NETTE ARAYIN BULURSUNUZ, ayni okuldaydık Türk müziği öğreniminde, halbuki kendisi çok çalgılar beceren bir müzisyen olduğu halde. Türkiye konservatuvarında aldı soluğu Mey öğrenmek için, nefesi çalgılar ustasıydı, Ney’de son buldu bir ney eseri miras bıraktı, batı Müziği’ne olan katkısından dolayı çok tebrikler ödüller aldı, talebeler yetiştirdi ney’de. Piyasada Mansur ney neden çok tercih edilir, iki taraftada (kadın-erkek) uyum sağladığı için. Ben piyano hocamla, konser verirken bağlama ve o piyano eşlikli olacaktı, bana sormadı sesleri, çıkarttığım sesleri yakalıyamadı, bir kuru bağlamaynan, yabancılar aşka geldi, elimdeki bağlamayı öpmeye başladılar, hayır din falan düşünmeyin şekli çok güzelmiş güzel bir kadını aldırıyormuş. Aralarındaki yunanlılar hemen çaktılar ama, müzikten anlamıyorlar. Aleviy değilim olsam da fark etmez, bağlamayı öptüler derken, beni de öptüler. Esasen Türk Müziği’nde o kadar çok makam var ki, senelerin üstadları halen makam öğreniyor, referanssız hepsini aklında taşımak zor, ben şaşırıyorum, şaka söylemiyorum 500 ün üzerinde makam var Osmanlı’dan bu yana. İsteyenler kendi sesine çeker düzenler aletini onun için yerinde olur. Diktatörlük olmuyor müzikte çünkü sanat ve bunu yapanlar sanatçı. Sanatçının anlamı bu. Gök yüzünde yıldız falan değil. Çok bilmişlik değil katkı olsun, böylesine geniş bir bilgi paylaşımına ilk defa rastladım. Batılıların verdiği isimler olacağına neden Türkün verdiği olmasın. Dünyanın dönüş sesi aklımda kaldığınca batılılara göre ya C=DO, Ya B=Sİ, bu ses teoridir isim olarak gerçek ses hangi isimde esasını kimse bilmiyor. Çok biliyoruz bir şey bilmiyoruz. Eeee o zaman bir idim(isim) verelim. İşte bütün dava bu. Yeniden teşekkürler, tartışın, ne olsun diyede, burda herkesin anlaştığı kabullendiği zaten yapılmış, Batı’yı etkileyen en çok Mozart oldu bu Türk Müziği’nden alıntılarıylan. Onun için istisnalar Kaide’yi bozmamalı, yoksa çok karışır.


es (Batı müziği frekanslarından 1 nota tiz) Beş Ses : Yerinden’den 5 nota Pes (Batı müziği frekanslarının aynısı) Bir Adlandırma önerisi: Yukarıda açıklananların ışığında Yerinden’e göre adlandırılan TSM göçürmelerini tizden pese doğru: Yerinden 1 Pes 4 Pes ve 5 Pes olarak adlandırmak gerektiğine inanıyorum.

Türk ve Batı Müziği Tartışması için 23 cevap

  1. havalandırma der ki:

    Müzik hakkında bildiklerinizi paylaşmanız ve kargaşaya açıklık getirme çabalarınızı takdir ediyorum. Türk müziğinin ve evrensel müziğin farkını ne yazık ki müzisyenlerin büyük bir kısmı da ayırt edememektedir.

  2. sadullah çetinsoy der ki:

    elinize gönlünüze sağlık epey bilgilendim

  3. Alpaslan der ki:

    Merhaba. Ben batı müziği eğitimi aldım. Okulumuzda Türk müziği çalmak söylemek yasaktı. Ve şimdi ney üflüyorum sahneye çıkınca 5 ses 1 ses deyince şaşırıp kalıyorum. Kulaktan çalıyorum ya da batıya göre tonu söyleyince ancak çıkarabiliyorum. Bu karmaşayı aşamıyorum bir türlü. Ulkemizde maalesef hemde müzik bölümlerinin çoğunda Türk müziği öcü gibi gösteriliyor. gericilik ve çağ dışılık göstergesi olarak ögretiliyor. Yetkililerin bu batıcı zihniyete acilen önlem alması gerekiyor. Batı müziğini de seviyorum. Ama kendi müziğimizin de artık okullarda kabullenilmesi lazım.

    • mahmut uslan der ki:

      Sayın Alpaslan Bey, yorumunuz için teşekkürler. Müzik evrenseldir.Müziğin kuralları, teorileri bütün müzik türlerinde aynıdır. Yalnız isimleri değişiktir. Mesela Türk Müziğinde Makam dizilerinin karşılığı Batı Müziğindeki Majör,Minör dizilerinin aynısıdır. Sadece isimleri farklı. Yine Halk müziğindeki ” Ayak ” teriminin karşılığı Türk Müziğinde ” Makam ” dır. Diğer müzik türlerini kötülemek müzik bilgisi eksikliğindendir. Batı Müzikçilerin Türk Müziğini öcü gibi göstermelerini, Türk Müziğinin gelişmiş düzeninden korkmalarına bağlayabilirim. Bu gün batı enstrumanı olan ” ORG ” un yeni çıkan modellerinin hepsinde Türk müziğinin koma sesleri, ritimleri ve enstrüman çeşitleri bulunmaktadır. Bu bir zenginliktir.
      Ney sazında transpoze olayı yoktur. Yerinde(Bolahenk) ney, Kız neyi, bir ses,dört ses gibi farklı neylerle sahneye çıkarlar herkesin ses tonuna göre farklı ney çalarlar. Bir ney metodu alırsan detaylı bilgi edinebilirsin. Blog’umdan ” Yerinde, bir, dört, beş ses kavramı nedir? başlıklı yazımdan faydalanabilirsin. Bunları anlamak için makamların “Yerinde-karar” seslerini bilmen gerekir. Makamları internette araştırabilirsin. Ben de http://telsanatlari.com adlı sitemde yakında makamlar hakkında bilgi vereceğim.

  4. burak der ki:

    Bizim okulda lisede yani aynısı yıllardır sure gelmis amaaaaaa tabii okulu orgutledik koridorda calıyorduk akustikli bisekilde herkes at gozlugunu çıkardı hocalar bizden nefret ediyorlardı batı olanlar tabi. Bu arada ben de neyufluyorum mailde haberlesebiliriz yardimci olabilirim.turk muzigi bati muzigini rakip bile gormez bence boyle bi mizik yok baska ya.:))

    • İsim Bulamadım der ki:

      Bence herhangi bir etnik müziği birbiriyle karşılaştırmak ve birbirinden üstün görmek doğru olmayabilir. Her müzik türü iyi yapıldığı zaman kendince güzeldir. Batının, yok etmeye çalıştığı; yok saydığı kültürümüzün bir parçası olan Klasik Türk Müziği bir oluşumdur. Bunu yok sayamazsınız. Aynı şekilde mutlak doğru ve “elitlerin müziği” olarak görülen Klasik Batı Müziği de yok sayılamaz. Bunları yok saymak etnosentrizmin konusudur ki batılılar bu etnosentrist düşünceyi bilinçli; belli amaçlar doğrultusunda kültür emperyalizmi; kültürel asimilasyon üzerinden uyguluyor.

  5. Hikmet Ekim der ki:

    Türk Musikisi büyük ölçüde “Sözlü Müzik-Şarkı Formu” üzerine kurulmuş, gelişmiştir.Batı müziğinde eser formlarının en küçüğü “Şarkı Formu”dur.Dolayısıyla T.S.M. formları küçük olduğu için kısa sürede şarkı ezberlenip hafızaya geçer.Ezberlenen şarkının değişik ses perdelerinden çalınıp okunması da gayet kolay olur.Hele de bir kişi kendi çalıp okursa…
    Geçmiş yıllardan günümüze besteciler de doğal olarak eserlerini icra ederken seslerine uygun yerlerden okumuşlardır.İşte genel olarak seslerine en uygun frekans olan ve batı sisteminde “Mi” olarak kullanılan perdenin frekansı “La” olarak kabul görmüştür.Batı müziği kendi mecrasında gelişirken Geleneksel Türk Müziği de bu frekans “La” olarak kullanılmak suretiyle tamamen ayrı bir sistem şeklinde gelişmiştir.Yüzyılımızda dünya küçülüp kültür ve sanat etkileşimleri ve birliktelikleri sözkonusu olunca çelişkiler ortaya çıkmıştır.Şimdi özellikle La perdesi isim olarak değil frekans olarak düşünülmelidir.Batı müziğinde 440 Hz. frekansı “La” olarak kabul edilmiştir.Bizde ise 330 Hz. frekansı “La” olarak okunur.Sadece Batı Müziği ya da Türk Müziği eğitimi gören bir kişi bu farkı anlamakta zorluk yaşayacaktır.Bu konu üzerinde epey bir çalışma gerekir.
    Hikmet Ekim
    Emekli Müzik öğretmeni-Müzikolog

  6. İsim Bulamadım der ki:

    Çeşitli durumları açıklamaya çalışmışsınız güzel tabi ama bazı söylediklerinizi anlayamadım. Örneğin “Batılılar transpoze işini DO ve FA anahtarı gibi işaretlerle çözmüşler” cümlenizi… Anahtar işaretlerinin transpozeyle ne ilgisi var? Bizi bu konuda aydınlatır mısınız acaba? Benim bildiğim kadarıyla transpoze, Klasik Batı Armonisi’nde “beşliler çemberi” denilen bir formüle göre hareket ediyor ve anahtar işaretleri de enstruman ses aralığına bağlı olarak dizekle; nota yazımıyla alakalı bi konu olmak dışında pek bir işe yaramıyor…
    Bir örnek daha vermem gerekirse o da “SOL majör dizisi(sesleri), Hicaz makamı dizisi(esleriyle)aynıdır” cümlenizle alakalı. Adı üzerinde “Sol Majör Dizisi”. Hicaz dizisiyle ne ilgisi var çözemedim bir türlü. Ayrıca kabul görmüş 3 tip hicaz var ve hiçbirinin koması doğal olarak tampere sistemdeki aralıklarla hangi karar olursa olsun uyuşmuyor. Ha tabi sol majörün ilgili minörü olan mi minörün 7. derecesi olan “re” sesini tizleştirmek suretiyle armonik minör yapıp, 5.derecesi olan “si” sesinden itibaren dizi çıkıp inerseniz tabiki hicaza benzer ama yine de Türk Müziği’ndeki gibi olmaz; komasız o hissiyatı vermez. En azından ben alaka kuramadım. Yoksa hakkaten “sesleri” değil de orada yazdığınız gibi “esleri” ile mi alakalı bir durum?

    • İsim Bulamadım der ki:

      Not: Ses transpozesinden bahsediyoruz burada değil mi? Eğer kelime anlamına inecek olursak diye söylüyorum. Halk Müziğinde “göçürme” diye tabir edilen transpozeden bahsediyoruz yani.

    • mahmut uslan der ki:

      Yazımla ilgilenip yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Birinci sorunuza bilgim yettiği kadar cevap vereyim. Transpoze olayında dizi başka bir karar perdesi üzerine göçürüldüğü zaman dizinin perde isimleri değişir. Mesela: LA kararlı Hicaz dizisini (LA-bSİ-#DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA) sol perdesine göçürürsek, SOL kararlı Hicaz dizisi SOL-bLA-dSİ-DO-RE-bMİ-FA-SOL sesleri olarak isimlendirilir. Sol anahtarı yerine portenin herhangi bir yerine DO ve FA anahtarını koyarsak bu anahtarların konulduğu çizgi yada aralık o notanın ismini belirler Mesela: Portede alttan ikinci çizginin adı, Sol anahtarı konulduğu zaman SOL olarak adlandırılır. Aynı yere DO anahtarını koyarsak o çizginin adı DO, FA anahtarını koyarsak FA olarak adlandırılır. Buna göre dizinin bütün seslerinin adı değişir. Anahtarları daha farklı yerlere koydukça nota isimleri o anahtarın başlangıç yerine göre sürekli değişir. Sonuç aynı transpoze olayı gibi. Dizi farklı perdelere göçürüldüğü zaman perde isimleri de öyle değişiyor.

      İkinci sorunuz: Ben Hicaz dizisini SOL kararlı majör örneği verdim. Buna göre dizi SOL-bLA-dSİ-DO-RE-bMİ-FA-SOL seslerini alır. SOL majör akorunu basarsak SOL-Sİ-RE-SOL hicaz majörünü verir. Yine Rast makamı SOL-LA-dSİ-DO-RE-Mİ-#FA-SOL dizisi majördür. SOL-Sİ-RE-SOL rast majörünü verir. Her iki makam da majördür. Akor dışındaki seslerin arızalarına kafanı takma, yüzlerce makamı 3-5 tane majör ve ninöre indirgeyemezsin. Saygılar

  7. İsim Bulamadım der ki:

    Amacım üç beş bilgiyle ükelalık değil, o yüzden lütfen beni yanlış anlamayın. Sadece amacım bilmediğim bi’şey varsa onu öğrenmek. Benim bildiğim kadarıyla ve sizin de dediğiniz gibi anahtar ismi konulduğu çizgiye adını verir. Fakat sadece çizgi ismi değişir o kadar. Örneğin “la” yine 440′tır. Yani sadece notayı kolay okumak ve portenin dışına çıkıp gereksiz çizgi koymamak içindir (diye biliyorum ‘öğretilen bu’). Ha tabiki isminden dolayı örn Do anahtarı Fa çizgisine görüntü olarak transpoze edilmiştir diyebiliriz. Ama “batılılar transpoze işini anahtarlarla çözmüştür” diye bence diyemeyiz. Çünkü transpoze yapmak için batılılar “Beşliler Çemberi” denilen bir sistem kullanılıyor. İkinci sorumun cevabına gelirsek de sizin yazdığınız “SOL-bLA-dSİ-DO-RE-bMİ-FA-SOL” dizisini gitarda çıkıp indiğinizde halis mulis kürdi elde edersiniz ki dediğiniz gibi “Sol Si Re” bir majör akordur. Kürdi karar akorunu basmak içinse “Si” nin “bemol” alması gerekir bu durumda ki “Sol bSi Re” minör akoru elde edilir. Cevabınızda farkında olmadan hicaz yerine kürdi dizisini mi yazdınız acaba? Ayrıca siz demişsiniz ki “SOL majör dizisi(sesleri), Hicaz makamı dizisi(esleriyle)aynıdır”. Yani “dizi sesleri” demişsiniz. “akor sesleri” nden ya da karardan bahsetmemişsiniz. Farkında olmadan yazmışsanız eyvallah tabiki de. Tecrübenize ve bilginize saygım var beni yanlış anlamamanız dileğiyle, saygılar.

    • mahmut uslan der ki:

      Anahtarlar, konulduğu çizgi ve aralığa ismini verir ve diğer notaların ismi bu nota baz alınarak değişir ona göre yeniden isimlendirilir. Mesela: Sol anahtarı alttan ikinci çizgiye konduğu zaman, yukarıya doğru notalar SOL-LA-Sİ-DO-RE-Mİ… olarak adlandırılır. Aynı çizgiye Do anahtarını koyarsak notalar ikinci çizgiden başlayarak DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA… diye adlandırılır. Aynı çizgiye Fa anahtarını koyarsak yine notalar o çizgiye göre FA-SOL-LA-Sİ-DO… olarak adlandırılır. Yani tek bir notanın değil bütün notaların ismi değişir. Nota öğreten solfej kitaplarının hepsinde bu konu bu şekilde anlatılır. Bakıp inceliyebilirsin. Anahtar yalnız konduğu çizginin ismini değiştirirse hiçbir işe yaramaz. Bazı batı eserlerini incelersen bazı bölümlerinin SOL, bazı bölümlerinin DO, bazı bölümlerininse FA anahtarı ile yazıldığını görürsün. DO ve FA anahtarı ile yazılan bölümleri hangi enstrümanın çalacağını üzerine yazarlar. Böylece enstrümanlar üç ayrı tondan çalarak armonik müzik oluştururlar. SOL anahtarı ile çalanlar asıl sesten DO ve FA dan çalanlar transpoze (göçürme) yaparak çalarlar.
      Beşliler çemberi diye bir sistemi ben hiç duymadım. Bunu bana açıklarsan sana daha faydalı olabilirim.
      İkinci sorunuz: SOL-bLA-dSİ 1 koma bemol-DO-RE-bMİ-FA-SOL daha önce yazdığım gibi SOL karlı Hicazdır.Bu seni şaşırtmış olabilir. Başkalarını da şaşırtmaması için bunu yazımdan silip LA kararlı yazacağım. Kürdi makamını SOL kararlı çalarsan SOL-bLA-bSİ-DO-RE-bMİ-FA-SOL seslerini alır. Minör dizi olur. Hicazla ilgisi yoktur.
      Hicazı yerinden LA kararlı yazacak olursak LA-bSİ-#DO-RE-Mİ-#FA-SOL-LA seslerini alır. LA majör dizisini yazarsak: LA-Sİ-#DO-RE-Mİ-#FA-#SOL-LA olarak seslendirilir. Bu da zirgüleli hicazla benzerlik gösterir. Dolayısı ile Hicaz majör dizidir. Sol kararlı hicazı unutun sizi şaşırtabilir. La kararlı çalışın.
      Kürdi dizisi La kararlı LA-bSİ-DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA seslerini alır minör dizidir. Bunu sol perdesine göçürürsen Kürdili hicazkar adını alır. Hicaz makamı ile ilgisi yoktur. Seni şaşırtmasın ve bu sesleri alır. SOL-bLA-bSİ-DO-RE-bMİ-FA-SOL dizi minördür adı kürdilihicazkardır.

  8. İsim Bulamadım der ki:

    Cevabınıza katılıyorum evet doğal olarak diğer çizgi isimleri de değişir ama frekans değişmez, görseldir aynı şeyden bahsediyoruz sanırım. Beşliler çemberi denilen şey de transpozeyi sağlar. Armoni teorisi kitaplarında en temel öğreti olarak yer alır. Diyezler ve bemoller sırası diye de geçer. Diyezler sırası “fa#, do#, sol#, re#, la#, mi#, si#” bu şekildedir. Bemoller sırası da tam tersi “Sib, mib, lab, reb, solb, dob, fab” şeklindedir. Bir parçaya girmeden aldığı arızaları bilmek için kullanılır; tonu belirler (transpoze için kullanılır). Bu yüzden anahtarların eser içinde değişebiliyor olmasının transpozeyle bağlantısını kuramıyorum hala.
    Şimdi anladım Sib1 dediğiniz için. Teşekkür ederim.

    • mahmut uslan der ki:

      Diyezler ve bemoller sırası Türk Müziği kitaplarında da aynen sizin yazdığınız gibi geçer. Porte üzerine önce bemoller sonra diyezler geliş sırasına göre yazılırlar. Buna donanım denir, dizinin almış olduğu diyez ve bemolleri gösterir. Eserin başından sonuna kadar bu diyez ve bemoller kullanılacak demektir. Bu diyez ve bemoller transpoze(göçürme) olayı neticesinde oluşur. Ama transpozenin oluşması bazı hesaplar neticesinde olur. O hesabı yapmadan dizinin aldığı arızaları(diyez-bemol) belirleyemezsin. http://telsanatlari.com adlı sitemde Türk Müziğinde Transpoze(göçürme) Nasıl Yapılır sayfasında bunu detaylı anlattım. Teori: Dizinin ses aralıklarını bozmadan, aynı şekilde başka bir ses tonu üzerine uyarlanmasıdır. Türk müziğinde koma sistemine göre K-S-T-B-A harf rumuzlarıyla yapılır.
      Batı Müziğinde sadece Tam ses (T), Yarım ses (Y) olduğu için iki harfle yapılır. Bir örnek yapalım: DO majör dizisini ele alalım. Dizi: DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ-DO seslerini alır. Bu dizinin ses aralıkları sırası ile T-T-Y-T-T-T-Y olarak adlandırılır. Yani iki Tam bir Yarım, üç Tam bir Yarım ses anlamındadır. Bu diziyi SOL perdesine transpoze edersek, SOL majör dizisi adını alır. SOL majör dizisinin ses aralıklarını Majör dizisi kalıbına göre düzenlersek(iki tam bir yarım, üç tam bir yarım) olarak dizi bu sesleri alır. SOL-LA-Sİ-DO-RE-Mİ-#FA-SOL burada fa sesi diyez aldı. Fa diyezi porteye # olarak yazarsan onun SOL majör olduğunu anlarsın. Göçürme olayı bu şekilde hesaplanır. Anahtarlara kafanı takma, o ustaların işi.

  9. cem der ki:

    Mahmut bey öncelikle yazınız için çok teşekkür ederim. Her ne kadar makamların bazılarının batı müziğinde tam karşılıkları olsada (buselik, rast, nihavent vb) çoğunun karşılığı yoktur. Küçük bir katkı olarak bunu belirtmek istedim.

    • mahmut uslan der ki:

      Sayın Cem Bey, yorumunuz için teşekkürler. Buselik makamı la minördür. Açıklama: Buselik makamı LA perdesinde bir Buselik beşlisine Mİ perdesi üzerinde Kürdi veya Hicaz dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. Kürdi dörtlüsü eklenirse Doğal minör olur. (LA-Sİ-DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA)
      Hicaz dörtlüsü eklenirse Armonik minör olur.(LA-Sİ-DO-RE-Mİ-FA-#SOLdiyez-LA)
      Nihavend makamı da Buselik makamının SOL perdesi üzerine göçürülmesiyle oluşan bir makamdır. Nihavend makamı da SOL minördür.
      Rast makamı da SOL Majördür. (SOL-LA-Sİ-DO-RE-Mİ-#FAdiyez-SOL) İnceleyin majör kalıbına (tamses-tamses-yarımses-tamses-tamses-tamses-yarımses) aynen uyar

  10. şömine der ki:

    Çok güzel ve açıklayıcı bir bilgi olmuş hocam. Emeğinize sağlık

  11. Bumin der ki:

    Epostanızda belirmişsiniz Sayın Mahmut Uslan Hoca. Paylaşımıım hakkınd, bende size teşekkürlerimi arz ederim. Yazdıklarımın değişmesine, imlâ hatalarına sebep olan, Türkçemden değil, yazdığım bilgisayarda fabrikasyon, oto düzelt var ve kapatamazsın, hep heğemonye meraklısılar. Türkiye’ye gittim, Askerliğimi Subay olarak, gönüllü borda bereli NATO askeri olarak yaptım, Türk kumandanından başka yabancı kumandanlardan emir almadım, beni tercih emrlerinde’ki gaye, ingilizceyide Ana filim olan Türkçe gibi bilmem, ve dahası, harp sanatları yüksek düzey hocası olmam, bana öğrenecekleri bir şey bulamadılar. Evet müzisyenim, ikisini nir arada yürüttüm, artık yaşlandık, piştik. Konu müzik olduğu için onun üzerinde duruyorum. Ne yazık ki, Türk’ün olan ne varsa, yok edip unutturmaya yönelik büyük bir girişim var, yeni bir olay değil bildiğiniz gibi. Batılılar Türk müziklerine bayılıyor, müzisyenleri, icra etmek için kendini parçalıyor, en mühim olan yer o Türk müzikiydindeki TAVIR’LAR, hiç bir okulun ve Hocanın öğretemeyeceği Türk’ün Müziği’nde ve Anadan doğma, bir TAVIRIMIZ var, ALLAH vergisi. Bende Müik hocasıyım, artık harp sanatları hocalığından tekabüt ettim kendimi, iki tarafa yetişemiyorum. Neyse, mühim olan bu batı müzisyenleri müzikten doğmuş bir durumdalar, piyasayı bilirsiniz her yerde yolsuzluklan meşhur olma var artık, bu yüzdende gerçek müzisyenler buz gibi bunlarada karşı, Türk Müziği’ne yöneliyorlar, hissettikleri yeniden tutuşma sevdası başlıyor, kendi ağızlarından bunlar, böylece insturamanlarını ve Tğrklerin icra ettiği şekilleri icra etmeye başladılar, ney hevesi sevdası dolu, Türk tavrı kılarnet, saz, davul zurna, saysam hepsini sen say. ABD, İngiltere, Fransa, tümü, araştırma yapıyorum, bana gelip soruyorlar, talebelerim var. Eeee, ne var bunda diyenler ola bilir, bunda politika var, siyasetçiler, bu gelişim ve yayılışı tehlike olarak görüyorlar ve, Türk Müziği’ne karşı kendi despotizmi’ni yaptırıyor, tutturamıyor o başka, bizim gibiler varken tutulamazlar, yabancıları, kovalamıyorum, her istediklerinde, Türk müziği öğretiyorum, seçeneklerini kendileri yapıyor, ne hoş ne güzel sanki cennetten çıkmış gibi. Şimdi, Türkiye’deki bazı, koro ve kurumlara sormalı, bu yazdıklarımı önlerine delil olarak koyup, diz ne yaptığınızı sanıyorsunuz, Bu kadar zengin Türk musikisini, öldürüp gömmemimi istiyorsunuz diye. KISKANÇLIK, AFEDİN ARKADAŞLAR AMA TÜRK’İYEDE BATIYA YÖNELMIŞ, BENLİĞİNİ YETİRMİŞ ÇOK GENÇ VAR, BUNLAR SOSYAL MÜHENDISLIK YÖNLENDŞRİYOR, BİLİNÇ ALTI. BURAYA YAZAN ARKADSŞLAR MÜZIK DEYIP HAMGİ MAKAM NASIL IDDASINDA OLMASIN BOŞUNA, O BILGILER SAYIN ÜSTADIMIN VERDİĞİ GIBI. GELIŞMEKMENİN ILERLEMENIN ÖĞRENMENIN, YENI BILUŞLARDA OLMANIN SONU YOKTUR. ILK OLARAK BUNLARI ÖNLEMEK İÇİN HER KÖTĞ ŞEYI YSPIYORLAR. KURAN BENI YÖNLENDIREN KITABIM, EVET ROSETSİZ ATATÜRKÇÜYÜYÜM. BU SAYFALARDA BU YAZIMI OKUYAN ARKADSŞLARDAN ÇOK AMA ÇOK İSTİRHAM EDIYORUM, NE OLUR KİMLİĞİNİZE, DEĞERLERINIZE, DIZIN OLAN HER ŞEYINIZE, VE DOĞRU YAPAN MÜZİSYENLETİNİZİ KINSMADAN SAHIP ÇIKIN, BIR BİRİNİZLE ÇEKİŞMEK BÖLÜNMEYE YOL AÇAR, BIR BİRİNİZLE KUCAKLŞIP SAHIP ÇIKIN, TÜRK’İYENİN GELDIĞI YERI HRPİNİZ GÖRÜYORSUNUZ, HOŞMU?, BIR GÜN GELİPTE O MÜZİĞİNİ BILE DİNLEYEMEZSEN ESIR VE KÖLE OLDUĞUNU AMLARSIN VE BOŞ KAVGALARIN HİÇ BIR ÇÖZÜM GETİRMEDİĞİNİN FARKINA VARDIĞINDA ÇOK GRÇ OLMUŞ OLUR.
    Hepinize Samiymi sevgi ve saygılarımlan, başta Sayın Mahmut Uslan Hoca olmak üzere!

  12. Bekir sadullah der ki:

    Hocam rast makamındaki si kürdi bemollü diye biliyorum. O yüzden batı müziğinde tam karşılığı yok. Buseliğin karşılığı var. Acemaşiranda da arıza olarak kürdi bemolü var o yüzden o da uymuyor. Tek uyan buselik makamı. Yanlışım varsa düzeltin. Saygılar.

    • mahmut uslan der ki:

      Sayın Bekir Bey, yorumunuz için teşekkürler. Sol kararlı Rast makamının Si sesi bir koma bemol alır.Batı sazlarında koma olmadığı için naturel basarsın değişen pek bir şey olmaz. Rast makamı dizisi: SOL-LA-1komaSİ-DO-RE-Mİ-#FA-SOL seslerini alır.T-T-Y-T-T-T-Y ses kalıbına uyar.Türk müziğinde #diyezler 4 koma,Batı müziğinde 4.5 komadır. Çargah makamı DO majördür (DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ-DO) arıza almaz.Çargah makamını SOL kararlı çalarsan Mahur makamı olur. Rast makamının hemen hemen aynı seslerini alır. Yine Çargah makamını FA(acemaşiran) Kararlı çalarsam Acemaşiran makamı olur. Bu durumda Sİ perdesi 5 koma bemol alır.Aynı kürdi makamı gibi. Bu durumda LA-Sİ arası 4 koma yani yarım ses olur. Hesaba vurursan Majör kalıbına tam uyar. Çünkü Mahur ve Acemaşiran Çargah makamının göçürülmesi ile elde edilir. Aralıklar aynıdır, sadece arızalar değişir. Saygılar

  13. Faydalı ve eğitici bir yazı gerçekten. Emeğinize sağlık.

  14. Çok bilgilendirici açık ve net bir yazı olmuş. Çok teşekkürler, emeğinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>